Favor’un haftalık sanat bültenine hoş geldin!
Eylül’ün ortası, yeni sanat sezonunun artık kendini iyice hissettirdiği zamanlar. Sanat mekanlarının kapıları yeniden açılıyor, etkinlikler yoğunlaşıyor, şehirlerin sergi takvimleri yeni işler ve hikayelerle doluyor.
Biz de bu hafta sanat dünyasının gündemini takip etmek ve önümüzdeki günlerde keşfedebileceğin sergileri senin için bir araya getirmek üzere yeniden buradayız.
O zaman başlayalım! 💙
Kuşbakışı
- Contemporary Istanbul 21, bu yıl Asya odağıyla 23-27 Eylül tarihleri arasında Tersane İstanbul’da gerçekleşecek. 16 ülkeden 70 çağdaş sanat galerisi, 736 sanatçı ve 1.372 eseri bir araya getirecek fuarda “Focus Asia”, “Solo Show’lar”, “Yeni Alanlar”, “CIF Dialogues”, özel projeler ve heykel parkuru gibi farklı programlar yer alacak. Hong Kong, Mumbai, Şanghay, Taipei, Japonya ve Çin’in Şenzen bölgesi gibi Asya’daki yükselen sanat merkezlerine odaklanan fuar, İstanbul’un bölgesel sanat merkezi konumunu güçlendirmeyi hedeflerken; Ortadoğu’daki jeopolitik gelişmeler, sanat ekonomisindeki vergisel sorunlar ve kamusal sanat da gündeme taşınacak. Okumak için.
- Roma’da yaklaşık 2 bin yıllık devasa bir mozaik ve fresk ilk kez ziyarete açıldı. 1990’larda Trajanus Hamamları’nın altında keşfedilen ve birinci yüzyıla tarihlenen eserlerden biri olan “Müz ve Filozof” mozaiği, 10 metre yüksekliğinde ve 16 metre uzunluğunda olup arkeologlara göre Roma dünyasında şimdiye kadar bulunan en büyük duvar mozaiği. Alan, 2 Ekim’den itibaren cuma-pazar günleri ziyaret edilebilecek; Trajanus Hamamları’na adanan yeni müze de Avrupa Birliği destekli restorasyonun ardından bu ay kapılarını açtı. Okumak için.

- Pierre-Auguste Renoir’ın “Renoir and Love” sergisi, 3 Ekim’de Londra’daki National Gallery’de açılmadan önce altı haftada 22 binden fazla bilet satarak müzenin önceki rekorunu elinde tutan 2024 tarihli Van Gogh sergisini geride bıraktı. Musée d’Orsay ve Boston’daki Museum of Fine Arts iş birliğiyle hazırlanan sergide, sanatçının kariyerinin farklı dönemlerinden 45 eser yer alacak ve Renoir’ın ünlü “Bal du moulin de la Galette” tablosu Birleşik Krallık’ta ilk kez gösterilecek. Okumak için.
- New York’un 2010’ların başındaki sanat ortamının öne çıkan isimlerinden Lucien Smith, 7 Eylül’de 37 yaşında hayatını kaybetti. Okumak için.
- Musée National Picasso-Paris, 2030’da müzenin arkasındaki bahçeyi Picasso’nun yaklaşık 10 önemli heykelinin sergileneceği halka açık bir heykel bahçesine dönüştürmek için beş mimarlık ve peyzaj ekibini finale bıraktı. 55 milyon avroluk proje kapsamında ayrıca 800 metrekarelik yeni bir sergi salonu, kitapçı ve kafeterya oluşturulacak. Okumak için.
Bir Bilgi
Bir sergide gördüğünüz eserlerin bir araya nasıl geldiğini hiç düşündünüz mü?
Eserler sanat mekânında kendiliğinden belirivermiş gibi görünse de, bir serginin oluşmasının ardında büyük bir planlama ve emek var. Mekânın seçilmesinden eserlerin yerleşimine, ziyaretçinin sergi içinde izleyeceği rotaya kadar her detay titizlikle düşünülüyor.
Bu planlamanın en görünür olanıyla başlayalım: eserlerin kendisi ve nerede duracakları. Burada küratörler devreye giriyor. Hangi eserlerin seçileceği, hangilerinin yan yana geleceği ve aralarındaki ilişkilerin nasıl kurulacağı serginin hikâyesini oluşturuyor. Yani bazen iki eserin yan yana gelmesi, tek tek eserlerden daha fazlasını anlatabiliyor.
Peki bir sergide nasıl ilerlediğinizi hiç fark ettiniz mi?
Hangi eseri önce gördüğünüz, nereden döndüğünüz, bir sonraki odayı ne zaman fark ettiğiniz… Bunlar da sergi oluşturulurken uzunca düşünülen detaylar. Amaç, ziyaretçinin mekânda doğal ve rahat bir şekilde ilerlemesi, doğru anda doğru eseri fark edebilmesi.
Son ziyaret ettiğiniz serginin duvarlarının ne renk olduğunu hatırlıyor musunuz?
Muhtemelen hayır. Ama duvar rengi, serginin atmosferini düşündüğümüzden çok daha fazla değiştiriyor. Renk; eserleri tamamlayabiliyor, belirli alanları birbirinden ayırabiliyor ve ziyaretçiyi mekân içinde yönlendirebiliyor.
Eser yanındaki yazıların boyutu ve konumu, sesin diğer işleri bastırmaması, ekran ve projeksiyonların doğru çalışması. Tüm bu detaylar sergi deneyiminin akışını oluşturuyor. Ses ve görüntü ekibi ise işin görünmeyen tarafında, her şeyin sorunsuz ilerlemesini sağlıyor. Amaç, teknolojiyi ya da metinleri öne çıkarmak değil; tüm bu detayların sergi deneyimini desteklemesi ve ziyaretçinin odağının eserde kalması.

Bir eserin sergide nasıl durduğu da en az nerede durduğu kadar önemli.
Kaideler, platformlar ve vitrinler; eseri öne çıkarmak, ziyaretçiyle arasındaki mesafeyi belirlemek ve onu korumak için kullanılıyor. Bazen eserin yüksekliği bakış açımızı değiştiriyor, bazen etrafında dolaşmamıza izin veriyor, bazen de cam bir vitrinin ardında onu dış etkenlerden koruyor. Yani “eseri buraya koyalım” demek bile başlı başına bir tasarım kararı.
Kısacası, bir serginin oluşmasında sanat tarihinden mimariye birçok farklı alan bir araya gelir. Tüm bu detayların farkında olarak bir sergiyi deneyimlemek ise, sergiyi görmenin ötesine geçip onu anlamanın ve yorumlamanın ilk adımı olabilir.
Bir Sanatçı (LOST İş birliğiyle)

‘Aklı’ Kaybetmek
"Bedeni hiçbir zaman tamamlanmış ya da güvenilir bir yapı olarak düşünmedim. Bana göre beden, sürekli yer değiştiren, bozulan, onarılan ve yeniden kurulan bir yüzey. En sağlam görünen parçaları bile aslında geçici bir dengede duruyor.
Bu otoportrede baş, boynun üzerinde durmayı reddediyor ve kaymaya başlamış durumda. Benim ilgimi çeken tam da bu ara an. Henüz ayrılmamış ama artık yerine de ait olmayan bir ‘şey’. Bedenin sınırları bozulduğunda özne fikri de çatlamaya başlıyor.
Bu düşünce beni Georges Bataille’ın metinlerine götürüyor. Özellikle Acéphale kavramı, başı, düzenin, aklın ve kontrolün merkezi olarak ele alışımı ve üretim sürecimi besleyen önemli referanslardan biri. Başın yerinden edilmesi bu bağlamda öznenin kendi merkezini, aklını kaybetmesiyle ilgili. Kontrol kaybolduğunda bedenlerimiz, alışıldık hiyerarşilerden sıyrılıyor ve daha belirsiz, daha yabancı bir varoluş biçimine yaklaşıyor.
Resim yaparken bu belirsizliği mümkün olduğunca açık bırakmaya çalışıyorum. İşlerimin tek bir duyguya ya da tek bir okumaya kapanmasını istemiyorum. Rahatsızlık, merak, tanıdıklık ya da yabancılaşma. Bunların hepsi aynı yüzeyde birlikte var olabilir."
Şehirlerde Bu Hafta
- Karşılaşmalar Atlası | Alex Červený, Zeyrek Çinili Hamam, 24 Eylül 2026 - 31 Ocak 2027
- Yoko Ono: Insound and Instructure, Sakıp Sabancı Müzesi, 25 Haziran - 25 Aralık (İstanbul)
- Aynı Mavinin Altında, İstanbul Modern, 8 Eylül 2026 - 31 Aralık 2027 (İstanbul)
- Cannes!, Ara Güler Müzesi, 22 Nisan - 11 Ekim (İstanbul)
- Claire Arkas: Göz Sözden Önce Gelir, Arkas Sanat Alaçatı, 15 Mayıs - 1 Kasım (İzmir)
- Haymatlos: Aidiyetsizlik Üzerine, Çankaya Belediyesi Zülfü Livaneli Kültür Merkezi, 8 Eylül - 25 Eylül (Ankara)
- Yeni Yönler, Timora Sanat, 6 Haziran - 26 Eylül (Ankara)
- İkinci El Bir Bumerang Fırlatıldıktan Sonra Eski Sahibine mi Geri Döner?, Eldem Sanat Alanı, 12 Eylül - 29 Kasım (Eskişehir)
- Yeryüzü Yankıları, Odunpazarı Modern Müze, 26 Eylül 2026 - 12 Eylül 2027 (Eskişehir)


