Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte kültür ve sanat alanında yeni kurumlar, politikalar ve girişimler hayata geçirildi. Cumhuriyet’in ilk yıllarında düzenlenen inkılap sergileri, Anadolu’ya uzanan yurt gezileri ve sanatçıların farklı kentlerle kurduğu ilişkiler, dönemin sanat ortamının şekillenmesinde önemli rol oynadı. Atatürk’ün kültür ve sanata verdiği önem doğrultusunda gelişen bu girişimler, sanatın farklı toplumsal kesimlerle buluşmasına ve kültürel yaşamın gelişmesine katkıda bulundu.
Bugün ve yarın, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutlarken kültür ve sanata verdiği önemle bu alandaki dönüşüme öncülük eden Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ve minnetle anıyoruz 🇹🇷
Cumhuriyet’in sanat alanında açtığı yolları hatırladığımız bu haftada, dünyadan ve sanat dünyasından öne çıkan gelişmeleri, yeni açılan sergileri ve haftanın sanatçısını bir araya getirdik.
Gelin, haftanın sanat gündemine birlikte göz atalım!
Kuşbakışı
- Art Basel Paris, Fransa’daki protestolar ve olası güvenlik riskleri nedeniyle hafta sonu programını iptal ederek 23 Ekim Cuma günü erken kapanacağını duyurdu. Grand Palais’de düzenlenen fuarın ilk iki VIP gününde galeriler, aralarında Julie Mehretu, Gerhard Richter ve Jeff Koons’un eserlerinin de bulunduğu 300’den fazla yapıtı yaklaşık 147 milyon dolara sattı. Ancak protestoların sanat eserleri, ziyaretçiler ve galeri çalışanları açısından oluşturabileceği riskler, katılımcılar arasında endişeye yol açtı ve bazı galeriler kapanış öncesinde eserlerini toplamaya başladı. Fuarın hafta sonu kapatılması ziyaretçi sayısı ve satışlar açısından kayıp yaratsa da galericilerin bir kısmı ilk iki günde satışların büyük bölümünü gerçekleştirdiklerini belirterek kararı anlayışla karşıladı. Okumak için.
- Londra’daki Victoria and Albert Museum (V&A), mali baskılar nedeniyle yetişkinlere yönelik eğitim programı V&A Academy’nin büyük bölümünü sonlandırmayı ve yaklaşık 17 kişilik ekibinin yarısını işten çıkarmayı değerlendiriyor. Plan kapsamında Japon sanatı ve Londra tarihi gibi popüler kurslar da dahil olmak üzere birçok yüz yüze ve hibrit programın yıl sonunda sona ermesi gündemde. Bu karar, akademinin 2024–2025 döneminde satışlarını %22’den fazla artırarak 1,2 milyon sterline, müzeye sağladığı mali katkıyı ise %60’tan fazla artırarak 365 bin sterline çıkarmasına rağmen değerlendiriliyor. Müze yönetimi, henüz kesin bir karar alınmadığını belirtiyor. Okumak için.
- Pace Gallery’nin Birleşik Krallık şirketi, 2024’te 2,4 milyon dolar vergi öncesi zarar açıklarken yıllık cirosu 104,9 milyon dolardan 67,7 milyon dolara geriledi. Küresel sanat piyasasındaki daralma ve koleksiyonerlerin alımlardaki isteksizliği nedeniyle galeri, sanatçı portföyünü ve çalışan sayısını azaltma, sergi programını daraltma ve operasyonel maliyetleri düşürme adımları attı. Okumak için.

- Claude Monet’nin daha önce kamuya açık sergilenmemiş Iris (1924–25) adlı tablosu, 22 Ekim’de Sotheby’s’in Paris’te düzenlediği Schlumberger Koleksiyonu müzayedesinde 50 milyon avroya (56,2 milyon dolar) satılarak Fransa’da açık artırmada satılan en pahalı eser oldu. Jeanne Schlumberger’in, galerici Katia Granoff’un danışmanlığında oluşturduğu koleksiyonun müzayedesi toplam 74,4 milyon avro gelir elde ederek Sotheby’s Paris’in en değerli sanat eseri satışına dönüştü. Monet’nin iki eseri daha satışa sunulurken, Paul Cézanne’ın üç erken dönem tablosu Fransa Kültür Bakanlığı ve Aix-en-Provence kenti tarafından satın alınarak Musée Granet koleksiyonuna kazandırılmak üzere koruma altına alındı. Okumak için.
- İngiliz sanat tarihçisi ve koleksiyoner Charles Greig, 18. ve 19. yüzyıllarda Hindistan’da üretilmiş 50 eserden oluşan koleksiyonunu Londra’daki Tate’e bağışladı. Okumak için.
- Roma İmparatoru’nun MS 1. yüzyıla tarihlenen mermer gövde heykeli, 21 Ekim’de Sotheby’s’in New York’taki müzayedesinde 34,3 milyon dolara satılarak açık artırmada satılan en pahalı Roma antik eseri oldu. 12 milyon dolarlık tahminini yaklaşık üçe katlayan eser, beş koleksiyoncu arasında 14 dakika süren teklif yarışının ardından alıcı buldu. Muhtemelen günümüz Hırvatistan’ındaki Salona antik kentinde sergilenen heykelin, Paros Adası mermerinden Roma’da Yunan kökenli ustalar tarafından yapıldığı düşünülüyor. Aynı müzayedede Osmanlı dönemine ait İznik çinileri de tahminlerin üzerinde fiyatlara ulaşırken, satıştaki 64 eserin tamamı toplam 63 milyon dolara alıcı buldu. Okumak için.
- Chicago’daki DePaul Üniversitesi’ne bağlı DePaul Art Museum’un haziranda ziyarete kapanması, öğrenciler ve sanat çevrelerinin tepkisine yol açtı. 8 Ekim’de düzenlenen Waiting adlı protesto performansında 100’den fazla öğrenci ve topluluk üyesi, müzenin kapısının önünde bir saat boyunca sessizce kuyrukta bekledi. Üniversitenin bütçe kısıtlamalarını gerekçe göstererek aldığı kararı eleştiren katılımcılar, müzenin kampüs ve çevre topluluğu için önemli bir kültürel ve eğitim alanı olduğunu vurguladı. Üniversite, sanat koleksiyonunu veya binayı satmayı planlamadığını ve alanın geleceğine ilişkin önerilerin aralık ayında sunulacağını açıkladı. Protesto, üniversitenin yakın zamanda 42 milyon dolarlık bir spor kompleksi için inşaata başlamasıyla birlikte, kurumun bütçe önceliklerine yönelik eleştirileri de artırdı. Okumak için.

- Araştırmacılar, Sandro Botticelli’nin Venüs’ün Doğuşu tablosuna ilham verdiği düşünülen Rönesans güzeli Simonetta Vespucci’nin ölüm nedeninin tüberküloz değil, hipofiz bezi tümörü olabileceğini öne sürüyor. Yayımlanan yeni araştırmaya göre Vespucci’de, prolaktin ve büyüme hormonu salgılayan bir hipofiz adenomu bulunmuş olabilir. Dönemin mektuplarında ölümünden önce yaşadığı şiddetli baş ağrısı, halüsinasyon, kusma ve yüksek ateş gibi belirtilerin hızla büyüyen bir tümörle ilişkili olabileceği belirtiliyor. Okumak için.
Bir Konu - Nadire Kabineleri
17. yüzyıl Avrupa’sında varlıklı bir tüccar olduğunuzu hayal edin.
Her seyahatinizden sık sık farklı coğrafyalardan bitkiler, egzotik hayvanlar ve antik eserlerle dönüyorsunuz. Bugün yurt dışı seyahatlerinizden dönerken yanınızda getirdiğiniz objeler gibi. Arada tek bir fark var.
O dönemde uzak coğrafyalara seyahat etmek, yalnızca belirli bir zümrenin sahip olduğu bir ayrıcalıktı.
Peki, dünyanın farklı köşelerinden getirdiğiniz bu sıra dışı nesneleri biriktirip misafirlerinize sergileseydiniz? Üstelik bu koleksiyon, yalnızca zenginliğinizin değil, dünyaya dair bilginizin ve merakınızın da bir göstergesi olsaydı?
İşte nadire kabineleri ya da diğer adıyla harikalar odaları (Wunderkammer), böyle bir koleksiyonculuk anlayışının ürünüydü. Zamanla doğal dünyayı keşfetme ve sınıflandırma arzusunun bir parçası hâline gelen bu mekânlar, modern müzeciliğin gelişimine de zemin hazırladı.

18. yüzyıla kadar sanat eserleri çoğunlukla kilise ve saraylarda sergileniyordu. Ancak değerli nesneleri biriktirme geleneği Antik Roma ve Yunanistan’a kadar uzanıyor; Orta Çağ’da kutsal emanetler kiliselerde, paha biçilmez eserler ise beylerin hazine odalarında toplanıyordu.
Rönesans döneminde ise koleksiyonculuk, kilise ve sarayların sınırlarını aşarak daha özel bir nitelik kazandı. Coğrafi keşiflerin etkisiyle gezginlerin uzak kıtalardan Avrupa’ya getirdiği nadir objeler, egzotik hayvanlar, bitkiler ve sanat eserleri koleksiyonlara dâhil edilmeye başlandı.
Bu koleksiyon ve sergileme biçimi zamanla daha sistematik bir hâl aldı. Samuel Quiccheberg, 1565 yılında koleksiyonların ve sergi mekânlarının düzenlenmesini ele alan Inscriptiones vel tituli theatri amplissimi adlı bir el kitabı kaleme aldı. Böylece nesnelerin yalnızca bir araya getirilmesi değil, belirli bir düzen içinde sunulması fikri de önem kazanmaya başladı.
Zamanla nadire kabinelerinin yerini sanat odaları almaya başladı. Ancak bu mekânlara erişim hâlâ oldukça sınırlıydı. Koleksiyonlar çoğunlukla sahiplerinin yakın çevresi tarafından ziyaret ediliyor, bilim insanları ise eserleri araştırma amacıyla inceliyordu.
17. yüzyılda aristokrat koleksiyoncular, sanat eserlerini biçimsel özelliklerine, içeriklerine ve dönemlerine göre sınıflandırmaya başladı. Koleksiyonlar, sahiplerinin ölümünden sonra miras yoluyla devrediliyor, bağışlanıyor veya zamanla kamusal erişime açılıyordu. Bu dönüşüm, özel koleksiyonlardan modern müzelere uzanan sürecin önemli bir parçasıydı.
Avrupa’da geçmişteki ünlü nadire kabinelerinden gelişerek ortaya çıkan diğer önemli müzeler şunlardır:
- British Museum (Londra): Hekim Hans Sloane’un koleksiyonundan doğmuştur.
- Kunstkamera (St. Petersburg): Rusya’nın ilk müzesi, Büyük Petro’nun nadire kabinesinden gelişmiştir.
- Uffizi Galerisi (Floransa): Cosimo de’ Medici’nin kişisel koleksiyonundan doğmuş, soyundan gelenler tarafından önemli ölçüde genişletilmiştir.
- Prado Müzesi (Madrid): İspanya Kralı III. Carlos’un Doğa Tarihi Kabinesi’nden gelişmiştir.
Şehirlerde Bu Hafta
- Karşılaşmalar Atlası | Alex Červený, Zeyrek Çinili Hamam (31 Ocak 2027 tarihine kadar) (İstanbul)
- Yoko Ono: Insound and Instructure, Sakıp Sabancı Müzesi (25 Aralık 2026 tarihine kadar) (İstanbul)
- Aynı Mavinin Altında, İstanbul Modern (31 Aralık 2027 tarihine kadar) (İstanbul)
- Claire Arkas: Göz Sözden Önce Gelir, Arkas Sanat Alaçatı (1 Kasım 2026 tarihine kadar) (İzmir)
- Lumina: Renk ve Işık Sanatı, Lucien Arkas Sanat Merkezi (14 Şubat 2027 tarihine kadar) (İzmir)
- Rüya Beni'ne Uyanış, Konak Metro Sanat Galerisi (2 Kasım 2026 tarihine kadar) (İzmir)
- Ömer Faruk Erdoğan, Arete (15 Kasım 2026 tarihine kadar) (Ankara)
- Kuramdan Arınmış, Baksı Müzesi (30 Ekim 2026 tarihine kadar) (Bayburt)
- Bize Musallat Olan, Tariria Kültür Sanat ve Gastronomi Merkezi (17 Kasım 2026 tarihine kadar) (Van)
- İkinci El Bir Bumerang Fırlatıldıktan Sonra Eski Sahibine mi Geri Döner?, Eldem Sanat Alanı (29 Kasım 2026 tarihine kadar) (Eskişehir)


