Art On İstanbul, Zeki Demirkubuz’un “Hayatta ve Fotoğrafta En İyi Pozu Yalnızlar Verir” başlıklı solo sergisini, gezici sergi kapsamında 9 Eylül – 30 Ekim 2026 tarihleri arasında Baksı Müzesi’nde izleyiciyle buluşturmaktan mutluluk duyuyor.
Zeki Demirkubuz (d. 1964, Isparta), İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu. İlk filmi C Bloku‘nu 1994 yılında yönetti. Ardından, ilk gösterimleri Venedik Film Festivali’nde yapılan Masumiyet (1997) ve Üçüncü Sayfa (1999) ile eleştirmenlerin ve izleyicilerin dikkatini çekti. Her iki film ulusal ve uluslararası ödüller kazandı.
Yönetmenin Karanlık Hikâyeler üçlemesinin ilk iki filmi Yazgı (2001) ve İtiraf (2001), 2002 Cannes Film Festivali’nde Un Certain Regard bölümünde gösterildi. Üçlemenin son filmi Bekleme Odası (2003) ise Zeki Demirkubuz’un başrolünü üstlendiği bir yapım olarak tamamlandı.
Masumiyet’teki öykünün öncesini anlattığı Kader (2006); ardından Kıskanmak (2009), Yeraltı (2012), Bulantı (2015) ve Kor (2016) geldi. Son filmi Hayat (2023) ile sinema kariyerine devam etti. Filmleri; Viennale, Boston Sanat Müzesi, Toronto Film Festivali, Anthology Film Archives, Michigan Üniversitesi, Film Society of Lincoln Center, Brüksel Sinemateki, New Horizons Film Festivali ve Cluj Film Festivali gibi önemli kurumlarda toplu gösterimlerle sunuldu.
Zeki Demirkubuz’un fotoğrafları, gündelik hayatın farklı coğrafyalarda karşısına çıkardığı anları müdahalesiz bir gözle izlerken, yalnızlık deneyimini düşünmek için kendine özgü bir alan kuruyor. Sergide bir araya gelen kareler, belirli bir dramatik yapıya ya da önceden tasarlanmış bir görsel anlatıya ihtiyaç duymadan, karşılaşmanın kendisinden besleniyor.
Görüntülerde insan, mekân, boşluk ve ışık arasındaki ilişkiler; sessizliğin taşıdığı yoğunluk üzerinden görünür hâle geliyor. Avrupa, Amerika ve Asya’nın farklı kentlerinde ve çevrelerinde kaydedilen bu fotoğraflar, birbirlerinden bağımsız anları ortak bir duygu ekseninde buluşturuyor. Burada belirleyici olan, hazırlanmış bir görüntüden çok o anda kendiliğinden oluşan durumlar.
Demirkubuz’un sinemasında öne çıkan gözlemci ve içe dönük yaklaşım, fotoğraflarında daha sade bir görme biçimine dönüşerek anlatının yerine doğrudan deneyimi yerleştiriyor. Kadrajlarda herhangi bir şeyi açıklama ya da yönlendirme çabası bulunmuyor; görüntüler, izleyicinin kendi bakışıyla tamamlayabileceği bir açıklık taşıyor.
Işık, yansıma, boşluk ve zamanın değişen ritmi üzerinden kurulan bu kareler, gündelik olanın içindeki sessiz anları öne çıkarıyor. Kimi görüntülerde zaman neredeyse askıya alınmış hissi yaratırken, kimi görüntülerde ışık ve yansımalar bu durağanlığı yeniden harekete geçiriyor.
Bu karşılaşmalar, yalnızlığı yalnızca bir duygu ya da konu olarak değil, insanın çevresine bakma ve dünyayla ilişki kurma biçimlerinden biri olarak ele alıyor. “Hayatta ve Fotoğrafta En İyi Pozu Yalnızlar Verir”, Zeki Demirkubuz’un fotoğraf pratiğinden seçilen çalışmaları gözlem, sessizlik ve doğallık ekseninde bir araya getiriyor.
Sergi, fotoğrafın anlatmaktan çok karşılaşmaya, açıklamaktan çok bakmaya dayanan imkânını araştırırken, izleyiciyi kendi yalnızlık deneyimiyle temas edebileceği açık ve kişisel bir alana davet ediyor.