Yüksel Özen‘in “Estetik Formlar” isimli sergisi 22 Ocak – 5 Şubat 2025 tarihleri arasında Fular’t Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilir.
Kadın bedenine ait arkeolojik buluntular, erken dönemlerde bereketin ve doğurganlığın bir temsili olarak büyükçe ve yuvarlak hatlarda tasvir edilmiştir. Ana Tanrıça figürlerinde bu biçimler, doğanın döngüselliği ve bereketle ilişkilendirilirken, çıplaklığın kutsal bir öz taşıdığına işaret eder. Çıplaklık, bir savunmasızlık hali değil, evrenin ham ve saf gerçekliğini ifade eden bir biçimdir. Tıpkı dünyanın yüzeyini saran katmanların, üzerinde yaşayan varlıklarla şekillendiği gibi, insan bedeni de zamanın ve toplumun dokunuşlarıyla yeniden anlam kazanır.
John Berger’in “Görme Biçimleri” eserinde çıplaklık, insanın kendisi olma hali olarak tarif edilirken, nü başkalarının bakışlarına maruz kalan, estetize edilmiş bir çıplaklık olarak tanımlanır. Bu bağlamda nü, sadece bir beden değil, toplumun ve estetik algının ona yüklediği anlamların bir taşıyıcısıdır. Çıplak beden, ruhun bir aynası olabilir; ancak nü, bu ruhun üzerindeki estetik kurgunun bir dışavurumudur. Bedenin soyulması, ruhun bir katmanla yeniden örtülmesidir. İnsan zihni bu iki zıtlığı aynı anda işler; çünkü hem saklama hem de sergileme arzusuyla hareket eder.
Kadın bedeninin kutsallığı, onun gizlenmesinde mi yoksa sergilenmesinde mi saklıdır? Çıplaklık, kutsallığı sona erdirir mi? İnançların ritüellerinde bedenin çıplaklığı, farklı biçimlerde anlamlandırılmıştır. Çıplak gömülme, bedenin saflığına bir dönüşü simgelerken, yıkanarak ve süslenerek gömülme, bedeni kutsallaştırmanın ve ona yeni bir anlam atfetmenin göstergesidir. Eski çağlarda kostüm ve objelerle gömülme, bedenin fiziksel varlığını aşıp, bir kimlik ve statü sembolü olarak yaşatılmasını ifade eder.