“İnsanın tanrısallık yanılsaması, doğanın sabırlı nefesiyle suyun altında sessizce çözülür.”
İnsan, var olduğu günden bu yana kendi sınırlarını aşmaya çalıştı. Tanrılara öykündü; gökyüzüne yükselmek, denizleri geçmek, doğayı kontrol etmek, zamanı yenmek ve ölümü geciktirmek istedi. Mitolojide ateşi çaldı, güneşe uçtu, canavarları yendi, tanrıların katına ulaşmaya çalıştı. Bugün ise aynı arzuyu teknolojiye, mühendisliğe, makinelere ve uzay araçlarına taşıyor. Biçimler değişse de insanın kendisini doğadan ve kendi faniliğinden daha güçlü görme isteği değişmiyor.
The Drowned Gods, bu bitmeyen yükselme arzusunun ardından gelen sessizliğe bakıyor. Sergide mitoloji, tarih ve modern dünyanın yıkımları aynı zihinsel alanda buluşuyor. Titanic’ten İkarus’a, Bellerophon’dan Challenger’a, Prometheus’tan Tepegöz’e uzanan bu anlatıların ortak noktasında, insanın kendi gücünü ne zaman tanrısal bir kudretle karıştırdığı sorusu yer alıyor. Başarı, bilgi ve sahip olma arzusu insanı kendi kırılganlığından uzaklaştırırken, sergi bu yükselme ve düşüş hikayelerine suyun içinden bakıyor.
Su, burada yalnızca bir manzara ya da zemin değil; insanın kurduğu düzenin, mitlerin ve güç fikrinin zamanla karşılaştığı başka bir alan. Suyun altında kahramanlık, yenilgi, ilerleme ve çöküş birbirine karışıyor. İnsan tarafından yaratılmış olanın doğayla karşılaşması, serginin çıkış noktalarından birini oluşturuyor. The Drowned Gods, insanın kendisini doğadan ayrı ve onun üzerinde konumlandırma arzusuna dair bir düşünme alanı açıyor. Batmak, boğulmak, kaybolmak ve geride kalmak ise burada yalnızca bir sonu değil, başka bir başlangıcın ihtimalini taşıyor.
İnsanın son olarak gördüğü yer, belki de doğanın yeniden başladığı yerdir.
Sergi , 15 Ekim – 14 Kasım 2026 tarihleri arasında x-ist’in Gümüşsuyu’ndaki mekanında ziyaretedilebilir.