Sergi Detayı

Şehrin Genleri -> Zihindeki Baloncuk — görsel 1

Şehrin Genleri -> Zihindeki Baloncuk

Hakkında

Çağdaş sanatın yapabileceği şeylerden biri, gündelik hayatın yüzeyinin altında işleyen iktidar yapıları görünür kılmaktır. Fahrettin Örenli, sermayenin yapay ekosisteminde boğulan nesnelerden oluşan bir dünya sunuyor. Pratiği yalnızca bu durumu ifşa etmekle kalmıyor; aynı zamanda bu sistemin içinde bizim nasıl işlediğimizi de hissettiriyor. Örenli’nin İstanbul’daki artSümer’de gerçekleşen kişisel sergisi, kenti bir organizma olarak ele alıyor ve damarlarında dolaşan sermaye mekanizmasını ekolojik bir perspektiften inceliyor. Amsterdam, İstanbul ve Seul arasında hareket eden pratiği, Türk lirasının çöküşü gibi tekil ekonomik krizlerin ötesine geçen, sermayenin sömürgeci genişlemesinin Küresel Güney’de yarattığı kaynak talanı ve ekolojik boğulmayı keskin bir şekilde ortaya koyuyor. Ancak bu üç şehir aynı konumda değil: Seul, hem kaynak emen hem de yayan karmaşık bir ekolojik pozisyonda duruyor ve Örenli’nin bakışı burada dayanışmadan çok, rahatsız edici bir ortaklık sorusunu açığa çıkarıyor. Video ve resimlerden oluşan Particles serisi, kent içinde bireysel ve kolektif bilginin nasıl üretildiğini ve dağıldığını sorguluyor. Last Signal, The City Tree; Lost Soul Collector ve The Man Carries the Knowledge of Tree işlerinin izinden giden bu seri, bilginin yalnızca para değeri etrafında birikip birikmediğini soruyor. Örenli bir hipotez öne sürüyor: Eğer bilginin bir bilinci varsa ve insan bedeni öldüğünde bu bilgi tek bir bütün olarak varlığını sürdüremiyorsa—çünkü o bilgi ne özerk ne de sürdürülebilirdir—o zaman bilgi parçacıklara ayrılır. Bu parçacıklar kentteki en yakın canlı ortama, varlıklarını sürdürebilecekleri uygun mekâna göç eder; bu mekân çoğunlukla “kent ağacı”dır. Bu hipoteze göre, kentin illüzyonları içinde bilincini yitiren bireyler güçlü ve sürdürülebilir bilgi üretemez; böylece kent ağaçları, kaybolmuş bilinçlerin ve bilgi parçacıklarının toplayıcısına dönüşür. COVID-19 pandemisinin hemen ardından başlayan The Bubbles of Mind, uluslararası lojistikte kullanılan büyük şeffaf plastik torbalar üzerinden kapitalizmin oksijensizleşmiş ekosistemine dair bir alegori kurar. Balonlardan birinin arkasında yer alan The Gene of Cities video işi, sermayenin hareketini biyolojik bir göç ve mutasyon süreci olarak izler. Balonun içinde sıkışmış bir insan yüzü, pandemiyle hızlanan neoliberal eşitsizliğin ekolojik bir felaket olarak tezahürünü gösterir. Video, Brexit sonrası Londra’dan Amsterdam üzerinden Seul’e taşınan “spermin göçü” metaforuyla finansal sermayenin patriyarkal dayanışmasını “istilacı bir yabancı DNA dizisi” olarak hicveder. Kentsel topoğrafya üzerine bindirilen dijital imgeler, sermayenin bilgi iddiasını ödünç alarak biyosferi nasıl işgal ettiğini gösterir. Bir diğer balon olan DEV1ET (Nation), devleti yaşamı koruyan bir sınır olarak değil, kaynakları kuşatan ve doğayı tüketen, sermayeye hizmet eden devasa bir aygıt olarak yeniden tanımlar. Özellikle “Bugünün egemen ülkeleri, hâlâ su içebilenlerdir” diye başlayan şiiri, su gibi temel bir yaşam koşulunun bile sermaye mantığıyla el konulduğu çevre ekonomilerdeki ekolojik tükenişi doğrudan ortaya koyar. The Organic Cities [made up of ‘us’] adlı resim serisi, kenti sermayenin gücünün yansıtıldığı mutant bir organizma olarak yeniden kurar. Nokta ve çizgilerle birbirine dolanan bedenlerden oluşan hibrit varlıklar, finansal sistemin insan biyolojisini bile dönüştürdüğünü gösterir. Sanatçının “Para doğayı etkiliyor” ifadesi, sermayenin artık doğanın yerine geçen yapay bir evrim gücüne dönüştüğünü ima eder. Bu sergi, katman katman açılarak kentin ekosisteminin nasıl dönüştürüldüğünü ve tüketildiğini gözler önüne serer. Paketleme malzemelerinin boğuculuğundan genetik sermayenin göçüne ve organizmaların birleşimine uzanan bu süreçte izleyici, insanın ekosistemi dışarıdan yöneten bir özne değil, onun içinde dönüşen bir tür olduğunu fark eder. Örenli’nin pratiğini ayırt eden şey ise bu farkındalığı basit bir suçlamaya indirgemeyi reddetmesidir. Metin: Ji Yoon Yang, Alternative Space Loop Direktörü Bu serginin küratörlüğünü Alternative Space LOOP ve Sound Art Korea’nın direktörü Ji Yoon Yang üstlenmektedir. Amsterdam’daki de Appel küratöryel programını tamamladıktan sonra Corner Art Space’te direktörlük ve Mimesis Art Museum’da baş küratörlük yaptı. 2007’den bu yana Sound Effects Seoul: Seoul International Sound Art Festival’in eş direktörlüğünü yürütmektedir. Küratöryel pratiği, görsel kültürün genişleyen alanlarını araştırırken radyo, internet ve sosyal medya üzerinden kamusal iletişim biçimlerini geliştirmeyi hedefler. Son on yılda özellikle ekofeminizm odağında deneysel sanat kurumlarını yeniden düşünmeye odaklanmış, Şubat 2026’da Baruch Gottlieb ile birlikte Feminist Art School’u kurmuştur.

Sanatçı

  • Fahrettin Örenli