Yaklaşık 100 sanatçının 250 eserini bir araya getiren sergi, Türkiye'de güncel sanat üretiminin bugün hangi biçimlerde sürdüğüne dair geniş kapsamlı bir kesit sunuyor.
Sergi, tek bir eğilimin çevresinde toplanmak yerine çok sesliliği esas alıyor. Figüratif resmin farklı yorumları, soyut ve soyutlamacı arayışlar, dışavurumcu tuvaller ile malzemenin kendi diliyle konuşan heykeller aynı mekânda yan yana geliyor. Tuval üzeri yağlıboya ve akrilik çalışmaların yanı sıra bronz, ahşap, taş ve karma malzemeyle üretilmiş üç boyutlu işler, izleyiciye tekniğin ve ölçeğin nasıl bir ifade aracına dönüştüğünü karşılaştırmalı olarak izleme imkânı veriyor.
Uzun yıllardır üretimini sürdüren isimlerle genç kuşaktan sanatçıların aynı salonlarda buluşması, serginin en dikkat çekici yanlarından biri. Farklı kuşakların aynı meselelere verdiği birbirinden ayrı karşılıklar, yapıtlar arasında kendiliğinden bir diyalog kuruyor. Doğa, kent, bellek, kimlik ve insan ilişkileri gibi başlıklar bu diyaloğun ortak zeminini oluştururken, her sanatçının kendi biçim diliyle geliştirdiği yorum sergiye adını veren çokluğu görünür kılıyor.