Bir sergi, sadece eserlerin yan yana gelmesi değil; zamanların, coğrafyaların ve formların loş bir odada birbiriyle yüzleşmesidir. Elgiz Koleksiyonu’nun oluşturulmasının tek bir sınıra ya da ayrıcalıklı bir tekniğe bağlı olmadığını hatırlatan Buluşma, farklı dönem ve kültürlerden gelen eski ve yeni alınan yapıtları bir araya getirerek, onları siyahın ve gölgenin evrensel dili üzerinden aynı bağlamda buluşturuyor. Koleksiyonun zengin hafızasından süzülen bu seçki, formların zamansız ve anlık karşılaşmalarıyla kurgulandı.
Müzenin gölgeli atmosferinde resim, heykel, fotoğraf ve yerleştirme gibi farklı disiplinler; biçimsel kuralları ve malzemenin sınırlarını aşarak birbirine karışıyor. Yaratıcı ifadenin hiçbir tekniğe hapsolmayan özgürlüğü içinde Selma Gürbüz’ün kâğıt üzerindeki derin mürekkebi ve Gülfem Kessler’in lekeleri, Alimi Adewale ve Candeğer Furtun’un koyu, sessiz heykelleriyle aynı mekânda karşılaşıyor. Wang Xiaosuang’ın puslu şehir hafızası ile Zeki Demirkubuz’un sinematik sokak fragmanları, izleyiciyi karanlığın içindeki tanıdık rastlaşmalara doğru çekiyor.
Bu monokrom ve mesafeli evrenin ritmi, Stephen Dean’in renkli cam yerleştirmesi ya da Assume Vivid Astro Focus’un dinamik formu gibi beklenmedik renk karşılaşmalarıyla kırılıyor. Julian Opie’nin zaman tasvirine kadar her eser, coğrafi aidiyetlerin ve yöntemlerin ötesine geçerek bir diğerinin gölgesinde kendi varlığını yeniden keşfediyor.
“Buluşma”, izleyiciyi malzemenin ağırlığına, formların asil sessizliğine, sanatın sınır tanımayan ortak hafızasına ve karanlığın içinde gizlenen o ilk tanışma anına bakmaya davet ediyor.
ZAMANLARIN, COĞRAFYALARIN VE FORMLARIN DİYALOĞU: “BULUŞMA” SERGİSİ ELGİZ MÜZESİ’NDE
Türkiye’nin köklü çağdaş sanat koleksiyonlarından biri olan Elgiz Koleksiyonu, farklı kuşakları, coğrafyaları ve disiplinleri bir araya getirirken, koleksiyona yeni katılan yapıtları koleksiyonda yer alan eserlerle yan yana getiriyor. “Buluşma”, bu karşılaşma üzerinden koleksiyonun farklı dönemlerine ve katmanlarına bakıyor. Elgiz Koleksiyonu’nun tek bir coğrafyaya ya da ayrıcalıklı bir tekniğe ait olmadığını vurgulayan sergi, Ağustos – Kasım 2026 tarihleri arasında Elgiz Müzesi’nin ev sahipliğinde ziyaret edilebilir.
Buluşma, sanat tarihinin mihenk taşlarıyla günümüz çağdaş sanatının yenilikçi arayışlarını karanlığın, gölgenin ve ortak hafızanın estetiğinde buluşturuyor. Selma Gürbüz, Mimmo Paladino, Candeğer Furtun ve Rebecca Horn gibi ustaların zamansız yapıtları; Cevdet Erek, Zeki Demirkubuz, Alimi Adewale, Mario Testino, Stephen Dean ve Assume Vivid Astro Focus gibi sanatçıların üretimleriyle yan yana gelerek mekânda sınırları aşan bir karşılaşma alanı yaratıyor. Tim White-Sobieski’nin 2005 yılında Elgiz Koleksiyonu’na dahil edilen ve koleksiyona giren ilk video eserlerden biri olan çalışması da, koleksiyonun farklı dönemlerdeki edinimlerini ve yeni medya sanatına açılan yönünü görünür kılıyor.
Belirli bir dönem veya akım kalıbına hapsolmak yerine yaratıcı ifadenin evrensel doğasından beslenen seçki; heykel, resim, fotoğraf, tekstil, dijital baskı ve yerleştirmeyi aynı potada eritiyor. Koyu renk tonlarının, bronzun, ahşabın, mürekkebin ve gümüş baskıların hâkim olduğu kurgu; malzemenin dönüşümüne, formların asil sessizliğine ve sanatın sınır tanımayan diyalog gücüne odaklanıyor.
Sergide Yer Alan Sanatçılar
Alimi Adewale, Assume Vivid Astro Focus, Mahmut Aydın, Ramazan Bayrakoğlu, Loris Cecchini, Stephen Dean, Zeki Demirkubuz, Cevdet Erek, Magdalena Frauenberg, Candeğer Furtun, Selma Gürbüz, Mustafa Horasan, Rebecca Horn, Gülfem Kessler, Morteza Khazaie, Clara Montoya, Julian Opie, Ceren Oykut, Mimmo Paladino, Mario Testino, Tim White-Sobieski, Wang Xiaosuang, Burcu Yağcıoğlu.