T H E P I L L ®, İrem Günaydın’ın galerideki üçüncü kişisel sergisi olan ABOUT THE ARTIST’i 7 Mart – 23 Mayıs 2026 tarihleri arasında sunmaktan memnuniyet duyar.
ABOUT THE ARTIST, galeri mekânını, tek bir anıtsal heykelin döviz kuru kayıtları ve gerçek zamanlı veri akışlarından oluşan bir arka plan karşısında tek başına durduğu, sürükleyici ve etkileşimli bir ortama dönüştürüyor. Finansal işlemler, döviz değerleri, hava durumu raporları ve rüzgâr hareketlerinin kesişiminde işleyen sergi, son 24 yıldaki döviz kuru değişimleri üzerinden Türkiye’deki mülksüzleşme tarihini, evrilen bir iklim olarak yeniden hayal ederek görünür kılıyor. Aynı zamanda bu sergi, İrem Günaydın’ın galeride gerçekleştirdiği önceki iki kişisel sergisinden dönüştürülmüş unsurları da devreye sokarak, kavramsal öneriler serisinin üçüncü bir iterasyonunu işaret ediyor.
İrem Günaydın’ın düşünme biçimi, anlatının, formun ve kurumsal hafızanın sınırlarında kalanları araştırmak üzere özlü bir kavramsal ve biçimsel dil üzerine kuruludur. Bu sergide bu yaklaşım; belirli bir yeşil tonunda fiberglass kalıp, politik araçlar olarak ölçek ve tekrar kullanımı ve Bugs Bunny figürü gibi unsurlar aracılığıyla açığa çıkar. Bu sözlükle Günaydın; metin, form, çerçeve, kalıp ve ölçek arasında sürekli biçim değiştirir. Bu kez, tautolojik başlığıyla sergi, sanatçıyı; yazılı bir kavramsal skordan, ikame yoluyla çoğalan bir benlik oyununa kadar farklı biçimlerde ortaya çıkan kurumsal eleştiri anları aracılığıyla gerçeğe çağrılan, istikrarsız ama süreklilik gösteren bir kurgu olarak açığa çıkarır.
Temsilin sınırlarını belirleyen çerçeve; hem sanat eserini hem de yaşam emeğini aynı anda sabitleyen ve harekete geçiren bir unsur olarak, ABOUT THE ARTIST’te sorgulamanın odağını oluşturur. Bu kez yalnızca sanatın kurumsal çerçevesi değil, yaşamlarımızı yöneten daha geniş kurumsal yapılar da tartışmaya açılır. Bugs Bunny’nin bir silüetten “toksik yeşil” bir fiberglass kalıba dönüşmesiyle Günaydın, figürün groteskliğinde ısrar eder; büyütülmüş ölçekte bu figür, sanatçı-aktivist figürünün minimize edilerek kontrol altına alınması meselesini tartışmaya açar. Günaydın’ın mekâna özgü yerleştirme Weather Report’ta büyüttüğü şey tam da budur: kurumsal söylemin çatlaklarında kaybolması umulan, sistematik olarak küçültülen unsurlar.
Son 24 yıldan seçilen 75 döviz fişinin mimari ölçekte büyütülmesi, bu örgütlü unutmaya karşı duran bir karşı-arşiv oluşturur. Bu sürükleyici ortam, bizi hatırlamaya ve yüzleşmeye davet eder; bugünkü varoluş koşullarımızın nasıl inşa edildiğini, baş döndürücü ölçekte sergilenen kanıtlar üzerinden görünür kılar: en küçük ortak paydamızın, yani değerin giderek azalması. Bu, para biriminden toplumsal sözleşmeye kadar uzanan bir alanı kapsar.
ABOUT THE ARTIST ile birlikte, Cézanne’ın resimdeki hakikatinden, The Matrix’in kırmızı ve mavi haplarına ve Salad Cake (2020)’teki Bugs Bunny’ye uzanan coşkulu hayal gücünden; Scripted Expanded Molded I’s (2023)’ün sanat tarihine dair “piçlik” ve “piçleştirme” stratejileri üzerinden kurduğu tartışmalardan geçerek buraya geliyoruz. Ancak bu kez ton kararıyor, atmosfer yoğunlaşıyor. Elma çürümüş görünüyor; içinde bulunduğumuz durumda gerçekten çürümüş bir şey var.
Yine de The Fourth Bunny, The Fourth Medusa ve The Fourth Table (ya da diğer adıyla Bastard) ile birlikte varlığını sürdürür; “dört” sayısını bir sıralama olmaktan çıkarıp ontolojik bir pozisyona, bir son eke, defalarca tekrar sonrasında ortaya çıkan bir varoluş hâline dönüştürür. Bu bağlamda The Fourth Bunny, biçim değiştirerek sürekliliğin bir anıtı, örgütlü belleğin bir temsili haline gelir. Artık cam lifleri aracılığıyla sonsuzca çoğalma kapasitesine sahiptir; bu lifler, dünyamızı şekillendiren bir diğer “en küçük ortak payda”dır.
İrem Günaydın’ın sözleriyle: Bu sergide artık küçültme bir seçenek değildir.