Favor’un haftalık sanat bültenine hoş geldin!
Bu hafta bültenimizde yeni açılışı gerçekleşen ve Centre Pompidou ile işbirliği yapılan Lucien Arkas Sanat Merkezi’nden; Zilberman’da yer alan, Çepo (Nezir Akkul)’nun Snowblind ergisine kadar birçok noktaya odaklanıyoruz. Posta kutunuza bir sanat kapsülü bırakıyoruz 💌
İyi okumalar,
Favor Ekibi
Her çarşamba Favor’dan bir sanat kapsülü almak için abone ol! 💌
Kuşbakışı
- Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), Akbank’ın katkılarıyla, 25 Haziran’dan itibaren çağdaş sanatın en etkili isimlerinden Yoko Ono’nun kapsamlı bir sergisine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Detaylar için.
- İzmir’de Arkas Sanat, yedi mekândan oluşan yapısına en büyük halkayı ekleyerek Lucien Arkas Sanat Merkezi’ni açtı. Yeni merkez, yalnızca sergilerle sınırlı kalmayıp farklı etkinliklere de ev sahipliği yapacak şekilde tasarlandı ve Centre Pompidou ile kurulan iş birliğiyle uluslararası bir bağ da kurdu. Detaylar için.
- Minimalist ve politik içerikli heykelleriyle tanınan Melvin Edwards, 88 yaşında hayatını kaybetti. Özellikle “Lynch Fragments” serisiyle, ABD’deki şiddet tarihini güçlü bir şekilde ele alıyordu. Okumak için.

- 7. Mardin Bienali, Çelenk Bafra küratörlüğünde “GÖKzemin” temasıyla 15 Mayıs – 21 Haziran 2026 tarihleri arasında düzenleniyor. Bienalde yer alacak sanatçılar da açıklandı. 20 ülkeden 41 sanatçıyı bir araya getiren bienal, gök ile yer, geçmiş ile bugün ve bireysel ile kolektif hafıza arasında ilişkiler kurmayı hedefliyor. Okumak için.
- Gwangju Bienali, 5 Eylül – 15 Kasım 2026 tarihleri arasında “you must change your life” başlığıyla izleyiciyle buluşacak. Bienal, sanatın günümüzün iç içe geçmiş kriz ortamında nasıl bir dönüşüm alanı açabileceğini ve bireysel ya da toplumsal değişimi nasıl tetikleyebileceğini tartışmaya açıyor.
- “Trey” adlı Triceratops fosili 5.55 milyon dolara satıldı. Satış, artan talebi gösterirken fosillerin özel koleksiyonlara girmesiyle ilgili etik tartışmaları yeniden alevlendirdi. Okumak için.
- İtalya’daki Magnani Rocca Vakfı’ndan Matisse, Renoir ve Cézanne’a ait üç önemli eser çalındı. Eserlerin toplam değerinin yaklaşık 9 milyon euro olduğu tahmin ediliyor ancak bu bilgi henüz resmi olarak doğrulanmadı. Okumak için.
- Bask hükümeti, Picasso’nun Guernica eserinin Bilbao’daki Guggenheim Müzesi’ne geçici olarak taşınması için resmi başvuruda bulundu. Onaylanırsa eser, 1992’den beri ilk kez yer değiştirecek ve bu sergi, Guernica bombardımanının 90. yılına denk gelecek. Okumak için.
Bir İçerik
Bu haftanın içeriği, bir süre önce okuduğumuz “Management of Art Galleries” kitabı. Globalde bir sanat galerisini başarılı kılan parametreleri, galerilerin pazarlamalarını nasıl kurguladıkları ve sanat izleyicisine nasıl ulaştıklarına dair bilgi veren bir rehber niteliğinde. Magnus Resch, bu kitabında sanat galerilerinin iç işleyişini detaylı bir şekilde analiz ediyor. Dünyanın önde gelen galerilerinden örnekler ve vaka analizlerine yer veriyor. Yazarın eski bir galeri sahibi olması, dünyanın önde gelen sanat koleksiyoner veritabanı Larry’s List’in kurucusu olması ve sanat piyasası üzerine yaptığı doktora çalışması, kitaba derinlik kazandırıyor.
Özellikle sanat alanına meraklı bir sanat izleyicisiyseniz ve galerilerin, sanat dünyasının nasıl çalıştığını daha iyi anlamak için oldukça faydalı olacaktır.

Management of Art Galleries, Magnus Resch
Bir Sergi

“Sisin arkasında, karın sessizliğinin altında hikayeler yatıyor belli ki. Kimileri susmuş, kimileri unutulmuş, kimileri henüz yaşanmamış, ama kaçınılmaz bir şekilde unutulacak hikayeler. Son derece dramatik bir romanın başlangıcındayız. Romandan uyarlanacak kasvetli filmin seti karşımızda. Çekimler başlamış mi? Yeni mi bitmiş. Kar yağmış da iptal mi olmuş? Çepo’nun iç çekişinden tuvale dökülmüş senaryolar, manzaralarda saklılar. Snowblind’daki atmosferde sükunet ses yokluğundan degil, sükunet hikayelerin susmuş olmalarına delalet. Sessizlik bir anıt gibi karşımızda.
Zamana bıraksak her şeyi, hiç bir not almasak, yazmasak, hatırlamasak, tarihsel bir rastlantı olarak değil de kendimizi korumak için unutsak. Toprak yine de ona bıraktığımız hikayeleri tutar, Tarih buralarda da kök salar mı? Baharda karlar eridiğinde altından çıkacak kalıntılar meçhul. Bu kalıntılardan yine de bir roman çıkar mı? Sessizlik biter de oralardan tesadüfen geçen bir Dengbej ıslık çalmaya başlar mı?
Peki ya sonraki kış? Karın kör eden ışığı önce bakışı sonra bilinci bir daha yakar mı?”
(Sergi bülteninden)
Zilberman İstanbul, Çepo (Nezir Akkul)’nun son dönem eserlerinden oluşan kişisel sergisi, Snowblind’a ev sahipliği yapıyor Çepo’nun İstanbul’daki ilk kişisel sergisi 22 Nisan 2026 tarihine kadar, Zilberman’ın Beyoğlu mekânında yer alıyor.
Biz de sergiyi soğuk bir İstanbul gününe ziyaret etme imkanı buluyoruz. Sergi sanatçının son dönem eserlerinden oluşuyor. Diyarbakır’da resim öğretmenliği yapan Çepo, soğuk kış günlerinde öğretmenlik yaptığı okula giderken seyircisi olduğu yol manzaralarından esinleniyor. Ortaya çıkardığı resimler ise boşluğun gürültüsünü bizlere dinlettiriyor, karın yoğunluğunu olağanüstü bir sadelikle hissettiriyor.
Çepo’nun resimleri, bilincin derinliklerinden süzülen ve figür ile soyut arasında belirsiz bir alanda konumlanan, ışıkla kurulmuş sessiz ve mesafeli manzaralar sunuyor. Sanatçı, şehirden uzaklaştıkça imgelerini sadeleştiriyor; kalabalığın yerini boşluklar, siluetlerin yerini renkler alırken, izleyiciyi zaman ve mekândan kopuk, içe dönük bir dünyaya davet ediyor.
Nezir Akkul Hakkında:
Lisans derecesini Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi’nde tamamladıktan sonra, Artuklu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde yüksek lisans öğrenimini tamamlayan Çepo’nun yakın zamanda katıldığı kişisel ve karma sergiler arasında; “Yükselen sular, yayılan ışıklar” Zilberman İstanbul (İstanbul, Türkiye, 2024), “Tepenin Ardı” Merkezkaç Sanat Galerisi (Diyarbakır, Türkiye, 2022), “Lâmekân” Mardin Müzesi Sanat Galerisi (Mardin, Türkiye, 2019), "CHIMERA” Siena Sanat Galerisi (Muğla, Türkiye, 2017), “Uluslararası 3. Mardin Bienali” (Mardin, Türkiye, 2015), ve "Kalan" Amed Sanat Galerisi (Diyarbakır, Türkiye, 2015) bulunur. Diyarbakır’da üretimlerini sürdüren ve yaşayan Çepo, 2015’ten bu yana resim öğretmenliği yapmaktadır.
Bir Sanatçı (LOST İş birliğiyle)

“Irkçılık, mizojini ve ableizme kök salmış olan şişmanlık karşıtlığı, dünyanın geri kalanından farklı olarak Türkiye’de hala pek konuşulmayan bir mesele olmaya devam ediyor. Bu yerleştirme ile, engelli ve renkli bir kadın bedeninin (şişmanlık karşıtlığının hedefi olmuş ve toplum ile ana akım medya tarafından dışlanmış) heykelini izleyicinin bakışına sunarak obeziteye dair sosyal damgalanmaya dikkat çekiyorum. Canlı pembe sudan ve ışıltılardan oluşan havuz, olumsuz beden algısı ve baskıcı güzellik standartları tarafından şekillendirilmiş bir bataklığı çağrıştırıyor. Merkezdeki beden heykeli, bu dayatmalara direnirken, bataklıktan tırmanarak kendi öz benliğini, güvenliğini ve bedenindeki neşesini geri kazanıyor.
Heykeli, teneke kutular, kil, PU, akrilik dolgu, silikon ve reçine gibi çok katmanlı malzemelerle; gerçek insan dişleri ve ölü kelebekler gibi organik unsurları da dahil ederek inşa ettim. Bu malzeme kullanımı, yaşanmış deneyimlerin çelişkilerini yansıtıyor: kırılganlık ve güç, cazibe ve zehirlilik, işlev ve tehlike.
Ben feminist bir sanatçıyım, arada bir, tematik olarak değil, özümde. Feminizm, işlerime sonradan eklediğim bir düşünce değil; başlangıç noktam. O, malzemenin, yöntemin, rahatsızlığın ve direnişin içinde yaşıyor. Pratiğim, bizi şekillendirmeye, etiketlemeye ve kontrol etmeye çalışan sistemlerle yüzleşiyor. Bu nedenle insanları huzursuz eden şeye, tuhaf olana, grotesk olana, uyum sağlamayı reddedene çekiliyorum. Bunlar da feminist jestlerdir. Bozmak, dilimin bir parçasıdır. Kadınlardan ve normun dışındaki herkesten derli toplu, hoş ve yumuşak hatlı olmalarının beklendiği bir dünyada, bakması zor, tanımlanması zor, dağınık işler yapmayı seçiyorum.
Doğanın ham unsurlarını yapay, insan eliyle üretilmiş sembollerle bir araya getirerek, konforun inkar üzerine nasıl inşa edildiğini ortaya koyuyorum ki bu inkar, beden, kimlik ve güç söz konusu olduğunda derinden politiktir. Feminizm benim için süslü bir slogan veya steril bir yanıt değil; vahşi bir güçtür. Oddly Soft, Purely Human (Tuhaf Yumuşak, Tamamen İnsani) bu gücün bir ifadesidir: dayatılan anlatıları kabul etmeyi reddetmek ve varoluşun dağınık, karmaşık gerçekliğinde ısrar etmektir.”
Şehirlerde Bu Hafta
- Geçişler: Emel Cankat Retrospektifi, AKM, 9 Nisan - 19 Nisan (İstanbul)
- Temenos: İç Deniz, Zeyrek Çinili Hamam, 17 Nisan - 30 Ağustos (İstanbul)
- Nereye Düşeceğini Bilmiyorum, Galerist, 10 Mart - 18 Nisan (İstanbul)
- Suyun Kıyısında | Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı, Pera Müzesi, 5 Mart - 23 Ağustos 2026 (İstanbul)
- Baktığı Yerde Başka Bir Dünya | Feruz Ertürer, Bulgur Palas, 13 Şubat - 16 Ağustos (İstanbul)
- Dışarı çıkmak istiyorsan, içeri gir | Özlem Günyol & Mustafa Kunt, Dirimart, 5 Mart - 11 Nisan (İstanbul)
- Işığın Sesi | Ani Çelik Arevyan, CerModern, 7 Mart - 26 Nisan (Ankara)
- İskele Sergileri | Sonsuz Bağlantılar - Vahap Avşar, Karşıyaka Vapur İskelesi, 13 Mart - 30 Haziran (İzmir)
- Ferahfeza, Odunpazarı Modern Müze (OMM), 29 Kasım 2025—13 Eylül 2026 (Eskişehir)
- Yeniden Başla, Eldem Sanat Alanı | FIRIN, 28 Mart - 7 Haziran (Eskişehir)
- Alâka dairedeki ayrı noktalardır*, İMALAT-HANE, 14 Mart - 23 Mayıs (Bursa)


